ANASAYFA BİREYSEL TERAPİ BİLİNÇALTI RESİM ANALİZİ GRUP TERAPİLERİ AİLE SEMİNERLERİ AİLE DANIŞMANLIĞI
Fazla kırılgan, fazla alıngan, şiddete meyyal bir gençlik geliyor..

Tanıklık bünyeye ağır gelir bazen. Tanıklıktan kurtulmanın bedeli inzivadır. İnziva ki her zaman kalbe şifa değildir. Şifayı kalabalıkta aramak gerekir bazen. Hz. Ebubekir Efendimizin içi daralınca kendini dışarı atıp selam vere vere yüreğini genişletmesi gibi selam vere vere genişlemek istiyorum. Olmuyor. Selam yarım kalıyor. Selamın ardı kelam olmuyor bir türlü. Bu kadar karamsarlık neden? Nereye varacak bu cümlelerin sonu. Son bir kaç aydır değişik şehirlerde ama daima gençlerle birlikte idim. Bardağın dolu tarafını mı istersiniz boş tarafını mı? Kandırmayın kendinizi. Bardak çoktan kırılmış. Güzide bir şehrimizin güzide öğrencileri ile buluştuk. Hepsi seçilerek katılmış programa. Fen lisesi, Anadolu Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Güzel Sanatlar lisesi. Her liseden bir iki genç. Konuşacağız. Konuşmanın kıvamını ayarlamak için okudukları kitapları sorarak başladım. Okuduğu kitabı hatırlayan iki kişi oldu. Ali Fuat Başgil'in Gençlerle Başbaşa kitabını söyledi (ödev olarak okuduğu bir kitap olmalı) birisi, öteki alaca karanlık serisinden bir kitap. Peki dedim sevdiğiniz bir şarkıdan birkaç cümle söyleyin. Ne sevdiği şarkıları hatırlayabildiler ne sevdikleri şarkıcıları. Sadece bir kişi Sagopa dedi. Tamam dedim. Bir Nasrettin Hoca fıkrası anlatın. Sonra anlattığınız fıkrayı birlikte yorumlayalım. Birisi anlattı. Ama ne anlatış! Nasrettin Hoca göl kenarına piknik yapmaya gitmiş. Piknikte yoğurt yemiş. Yoğurt kabını yıkarken adamın biri gelmiş. Piknik ve yoğurt kabını yıkayan bir hoca. Hoca göle bir türlü maya çalamadı tabi. El bebek gül bebek büyütülmüş bu çocuklar, fıkra anlatamadıkları gerçeği ile yüzleşmek istemediler. İçlerinden bir genç kız fıkra anlatmak için söz aldı. İki cümleyi arka arkaya getiremedi. Ama fıkrayı yorumlamakta ısrar etti. Anlatmadığınız fıkrayı nasıl yorumlayacaksınız dedim. Yorumlarım dedi. Bilgi olmadan yorum. Ebeveynlerinin, amcalarının, teyzelerinin yolundan gidecek bu çocuklar da. Bilgi olmadan yorum. Kadim Türkiye gerçeğine hoş geldiniz. Konuyu öğretmenleri ile konuşma girişiminde bulundum. Pilot okul kapsamına alınmış okullardan birinde çalışan öğretmen, artık öğrencilerimizle göz teması bile kuramıyoruz dedi. Okulları pilot okul kapsamına alınır alınmaz gençlerin eline tabletler tutuşturulmuş. Sonra. Sonrası yok gibi bir okul. Yok, gibi bir sınıf. Zil çalıyor çocuklar yerlerinden kımıldamıyor bile. Teneffüse çıkmak, birbirileri ile etkileşime geçmek yerine başlar tabletlere kilitleniyor. Öğretmen geliyor hiç dert değil. Ayağa kalmak filan ne ki. Başlarını kaldırıp göz teması kurmuyorlar. Fatih projesi mi demiştiniz! Arif Nihat Asya'nın Fetih Marşı, Fatih projesi mahkûmları için gelsin. Evet, kendi çocuklarımızın tablet mahkûmiyeti için güle oynaya itina ile hazırladığımız projemizdir Fatih projesi. Adına da Fatih koyduk ya. Kim tutar bizi artık. Bir vakit geçtikten sonra aşka gelip sorarsınız. Bu ülkede şu kadar sosyolog var. Gençlerimiz niye böyle zombi tavırlı oldu diye. Sorunuzu peşin peşin cevaplıyorum. AVM kuşağını bir taşım Fatih projesi eşliğinde kaynatınca. Konu bir daha açılamayacak şekilde kapanacaktır. Hangi konu mu? Bu çocukların dünyalı değil uzaylı olduğu konusu. Eğitim değerlerimiz tablet değerlerine uymuyor. Bilmem anlatabildim mi? Eğitim hoca ile olur. Hocanın mihmandarlığında olur. (Mihmandar olacak hocayı nerden bulacak isek? O da ayrı dert. Test-tost kuşağı üniversite kazandı, diploma aldı KPDS filan diyerek biraz büyümelerini bekliyoruz. Ertelemek ki milli sporumuzdur bizim.) Eline tableti tutuşturduğunuz 'proje çocuklarımız', şimdi okullu değil tabletli olduk sınıfları doldurduk diyorlar. Başka da bir şey demiyorlar. Okuyabilen ama yazamayan bir kuşak geliyor. Seçenekleri işaretleyebilen ama o seçeneği neden işaretlediğini bir türlü anlatamayan bir kuşak geliyor. Fazla kırılgan, fazla öfkeli bir kuşak geliyor. Kendini ifade edemediği için şiddete meyal bir kuşak.

Görüntülenme : 32 Geri Dön